Print Friendly, PDF & Email

EMO şube seçimleri tamamlandıktan sonra, sıra genel merkez seçimlerine geldi.

Uzun yıllardır EMO merkez ve şubelerinde seçimleri, tamamen siyasi nedenlerle kazanan sözde Demokrat Mühendisler, Ankara ve Bursa şubelerini, bir önceki dönemde birlikte seçimlere girdikleri arkadaşlarına kaybedince, seçim sonuçlarına saygı gösterip, öz eleştiri yapacakları yerde; ilkel, tamamen siyasi ve yalan söylemlerle, kazananlara saldırıyorlar.

Demokratlık ne bir siyasi görüşe, ne iktidar olana ne de muhalif olana ait değildir. Demokratlık aileden başlar, okullarda sürer ve yaşamın içinde etkin olur. 60 yıllık yaşadığım ömrümde, ülkemizde demokrat ne bir yapı gördüm, ne bir örgüt gördüm ne bir siyasi anlayış gördüm. Ne yazık ki ülkemizde bireylerin yolu eşitlikçi, özgürlükçü bir aile - okul eğitiminden geçmiyor ki, demokratlığı sindirebilmiş olsun. Demokrat Mühendisler de, bir zamanların yaygın araba modeli söylemi ile "doğan görünümlü serçe" !  

Aslında demokratlığı yüzüne gözüne bulaştırmış, ülkemizdeki her aşamada egemen olanların rantlarını kaybetme durumunda, çiftliğe çevirdikleri birimleri ilkel bir koruma içgüdüsü ile saldırganlaşmaları, akıllarını yitirmeleri gerçeğini, EMO seçimlerinde de üzülerek görüyoruz.

Fakir, 12 Eylül öncesi ve sonrasında üniversitede öğrenci olarak bulunmuş; 12 Eylül faşizmini üniversite öğrencisi olarak yaşamış bir kişidir. O günlerde gençlerin bir birini kırdığı, acımasızca öldürdüğü günler. Ne yazık ki, Atatürk'ün ölümünden sonra; emperyalistlerin elinden kurtardığımız vatanımızda tekrar kapıları emperyalistlere ve onların yerli işbirlikçilerine açtık. 12 Eylül öncesi devrimci ya da ülkücü olsun; büyük çoğunluğu özverili, gözüpak, başına ne koyarsanız koyun Türkiye için yaşamlarından geçebilecek kadar tutkulu, ülkelerine bağlı gençler ikiye bölünüp, bir birini katlettiler. Türk gençliğine Türk gençliğine kırdırdılar. O günler anımsadığım zaman gözlerim acı ile dolar. 

Geçen günlerde TV'de o dönemlerin Dev Genç önderleri ile MHP önderleri birlikte günah çıkarıyorlardı. Nasıl kullanıldıklarını anlatarak... 

Gün değişti, o günlerden bu yana Güneş binlerce kez battı ve doğdu.  İşbirlikleri değişti. Özellikle o günleri yaşamış olanlar, nasıl birbirlerine siyasi düşman edildiklerini anladılar, uyandılar. Devrimcilik de, Milliyetçilik de, Türkçülük de, Halkçılık da, Vatanseverlik de büyük önder Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin ortak kavramları, kurucu ve taşıyıcı sütunları olduğunu anladık.

Siyasi seçimlere bakın. Ankara Belediyesine bakın; ülkücü kökenden Mansur Yavaş; CHP 'den aday oluyor, devrimci, ülkücü kökenden bir çok insan omuz omuza kazanması için çalışıyor. CHP, MHP'den kopan ülkücülerin kurduğu İYİ parti ile "Millet İttifakı" yapabiliyor. Bu işbirliğine ulus ve vatan sevgisi olan dindarlar ve diğer siyasi görüşten kişiler destek veriyor.   Aynı dönem, devrimci kökenden gelen CHP'li Alper Taşdelen de Çankaya Belediye seçimlerini CHP oylarının çok üstünde rekor oy ile kazanıyor. Mansur Yavaş ve Alper Taşdelen, omuz omuza Ankara'nın halkı için Atatürk önderliği ve Türk Bayrağı altında namuslu, vatansever, milliyetçi yerel liderler olarak çalışıyorlar.

İstanbul seçimlerinde farklı mı oldu? Seçim sonunda, binlerce yıllık kültürümüz içinden süzülüp gelmiş Mehter Takımı, Atatürk için söylenen İzmir'in Dağları marşını çaldı. Ortak değerlerimizin hepimizin olduğunun muhteşem bir göstergesiydi. Benim için yeni değildi. Atatürk önderliğinde yapılmış olan Türk Devrimlerine, Türk aydınlanmasına tüm akıl ve yüreği ile bağlı olan, eşitlikçi ve özgülükçü bir dünyayı umut eden ben, her zaman Mehter Müziğini ve Mehteran Takımını zevkle dinlemişimdir. Ancak bu birleşim bir çok insan için yeniydi; emperyalizmin yarattığı ve bizi bölen bu kavramlar, aslında hepimizin ortak temelidir.

Ülkemiz son onlu yıllarda etnik ve dini bölücü çetelerin saldırısı altındadır. İkisinin de ipleri emperyalist ABD elinde. Böyle bir ortamda; vatan, ulus, Atatürk diyenler; dini tercihlerini aşıp bir olabilmek durumundayız. Başka çıkış yok!

1980'lerde ortaya çıkmış, tam bilemiyorum ama tarihsel sürecini 90'larda bitirmiş, Meslekte Birlik grubunu sanki halen varmış gibi, göstererek "öcü" korkutmalarıyla oy devşirmek, kapitalizmin bir manevrasıdır. Belli ki üstüne oturdukları EMO rantından beslenenler, kapitalistlerin yöntemlerini iyi öğrenmişler.

80'lerin Meslekte Birlik grubunu oluşturan elektrik mühendislerinin önemli bir kısmı, Mansur Yavaş'a - Alper Taşdelen'e oy verdiler, siyasi iktidarın adayına değil. Ömründe bir kez bile CHP'den başka bir partiye (CHP faşist 12 Eylül tarafından kapatıldığı dönemde Halkçı Parti, SHP'ye) oy vermemiş, babadan CHP'li ben de Manusr Yavaş'a - Alper Taşdelen'e oy verdim. Mansur Yavaş'a isteyerek, güvenerek gönül rahatlığı ile oy verdim. Bir önceki elimizden alınan Ankara Belediye Başkanlığı seçimde, devrimci - CHP üyesi eşim sabahlara kadar Mansur Yavaş kazansın diye oy sayımı için çalışan gençlere destek veriyordu.

EMO seçimlerinde bir zamanlar Demokrat Mühendislere oy veren kimileri halen kimi etnik bölücü anlayışa sempati duyan kişilerle birlikte ve hatta kimi siyasi iktidar destekçileri ile işbirliğine girerek, hala Demokrat Mühendislere oy verdiler.

EMO seçimlerinde bir zamanlar Demokrat Mühendislere oy veren kimileri de son seçimlerde ülkücü, dindar diye adlandırılabilecek kişilerle birlikte, Atatürk ve bayrağı ile bağımsız Türkiye sancağı altında, elektrik mühendislerinin daha iyi örgütlenmesi, haklarının daha iyi ve eşitlikçi savunulması için başka bir gruba oy verdiler.

Bunun dışında söylenecek olan "laf-ı güzaf"'tır.... Yalandır. Kendi gerçeklerini örtmek için kullandıkları koca bir yalan hem de...

Akıl... Burjuva Devriminin bir ürünü olan "demokrasi" kavramı, en önce akılın özgürce kullanılması üzerinde kurulabilir. Akıl arkadaşlar akıl...

Elektrik Mühendisleri günün gerçeği içinde Ankara ve Bursa Şubelerinde olduğu gibi akıllarını kullanarak oy vereceklerdir. Umarım öyle olur.

Kişisel sanal ortamımda, Atatürk önderliğinde yapılan Türk Devrimlerine yürekten bağlı olduğunu, kişisel yaşamımda bildiğim; içtenliğine çeyrek yüzyıldır tanık olduğum, 1980'ler ikinci yarısında Meslekte Birlik grubunun liderlerinden olan Zafer Tekbudak 'ın yazısını paylaşıyorum. Sanal ortamımı izleyen, fakirin Tevfik Fikret'in mısralarındaki gibi hür, bildiği yolda yürüyen, benimsemediği ve ilkelerine uymayan hiçbir şeyi paylaşmayan kimliğini iyi bilirler.

Esenlik olsun.

 

Hürol