Print Friendly, PDF & Email

Boğaziçi Üniversitesi'nin temellerindeki Robert Kolej'in Amerika'nın misyoner örgütü ABCFM tarafından kurdurulduğunu biliyoruz değil mi? ABCFM hakkında internette kolayca birçok bilimsel çalışma ve kitap bulup okuyabilirsiniz. Kısa bir anımsatma;

- Osmanlı İmparatorluğuna karşı isyan başlatan Bulgaristan'ın tüm liderleri ABCFM'in Robert Kolejinde eğitilmişlerdir. Bulgaristan'ın ilk başbakanları arasında ikisi Robert Kolej mezunudur. 

- Osmanlı döneminde, Türkiye'deki yüzlerce okulu, kilisesi, hastanesi ile Ermenileri nefret duyguları ile eğitip, Türklere karşı kanlı isyanları başlatan, Ermenilerin yaptığı Türk katliamlarının arkasındaki güç de ABCFM'dir. Devşirdiği Ermeniler ile Evangelist / Protestan bir "millet" oluşturup, Anadolu'nun büyük neredeyse dörtte üçünü Kuzey Ermenistan, Güney Ermenistan diye iki bölgeye ayıran ABCFM... 

Şimdi gelelim son olaylara.

Önce kuruluştan bu yana rektörleri anımsayalım, mason kimlikleriyle;

BogaziciRektor

 

Boğaziçi Üniversiteliler,

- 12 Eylül Amerikancı faşist darbesinin başka üniversiteden atadığı Rektöre itiraz etmemiş, benimsemişlerdi. Hatta 12 Eylül askeri hükümet dönemi bittikten sonra da, tam 10 yıl rektör olarak sahiplenmişlerdiler. Çünkü Faşist 12 Eylül yönetiminin başka üniversiteden atadığı rektör Prof. Dr. Ergün Toğrol, masonların "suprem konseyi" Yüksek Şûranın baş masonu, 33. derece masondu. Yüksek Şûra doğrudan Amerika masonluğuna; Amerika Güney Yetki Alanı emperyalist merkez birimine bağlı, oradan "berat" alınarak kurulur. Amerikan emperyalizminin uç karakoludur, aynı yabancı okulların olduğu gibi.

- Türkiye'deki hiçbir demokrasiden yana olayda tavır almamıştır,

- Her fırsatta Ermeni milliyetçiliği, Kürt milliyetçiliği yanında tavır almış; Türkiye Cumhuriyeti Devleti düşmanlığı yapmıştır.

- Anayasa reforandumu sonrasında, Rektör atamalarının, Cumhurbaşkanınca doğrudan atanacağı yasal olarak belirlenmişken, bu sistemin kuruluş oylamasında öğretim kadrolarının önemli bir kısmı "evet ama yetmez" diyerek yeni anayasayı desteklemişken, yeni dönemde Türkiye'de rektör atamaları bu şekilde yapılırken Boğaziçi Üniversitesinden tek bir tepki çıkmamışken, uygulama onlara yapılınca demokrasi, bilim, akıllarına geldi.

Boğaziçi Üniversitesi, Türkiye için hiçbir istemde bulunmuyor; Boğaziçi Üniversitesinde istenen Amerikancı, seçkinci, mason - sebataycı rektör geleneklerinin sürmesi; dükalıklarının devamıdır. Olan budur...

Başkalarını bilinçsiz biçimde siyasi yandaşlıkla eleştirenlerin, kendilerinin de aynı duruma düşmesi bir Türkiye gerçeğidir ne yazık ki. Hele kendisini Atatürkçü ve emperyalizm karşıtı olarak tanımlayanların, toplumdan kopuk olarak, emperyalizm oyununda rol almaları ya da destekçi olmaları; bir kısmının bilinçsiz siyasi yandaşlık içinde olduğunun, bir kısmının da kuzu maskesi altında çakal olduklarının göstergesi değil midir?

2020'da Boğaziçi Rektörleri üzerine yaptığım bir araştırma yazımı yeniden sunuyorum. Aşağıdaki mavi yazının üstüne tıklarsanız, yazıma ulaşabilirsiniz.

Boğaziçi Üniversitesi Rektörleri ve Mason Rektörleri

Son söz olarak, Koç Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi ve diğer pek çok Vakıf Üniversitesi Rektörleri de başka üniversitelerden atanıyor. Hem de Mütevelli Heyeti tarafından. Öğretim Üyelerinin seçmesi de söz konusu değil. Neden kimse oralarda bilimsel özgürlük olmadığını, demokrasi olmadığını söylemiyor? 

Esenlikler olsun...

 

Ankara 2021

 

Hürol Taşdelen