Print Friendly, PDF & Email

Emin Çölaşan ve koruma ordusu  

Sanırım 1992-93 yılıydı, Emin Çölaşan o zaman Hürriyet Gazetesinde yazıyordu, Hürriyet Ankara ofisi de Cinnah caddesinin başında. Çalıştığım firmanın ofisi Ankara da Cinnah caddesi üstünde, benim masam da pencere yanı. Emin Çölaşan, odamın pencere önünden geçerdi, etrafında  en az altı polis görevlisi, ellerinde otomatik silahlar, etrafa çevrili.

Kral havasıyla, elleri cebinde salına salına yürürdü. Çok rahatsız olurdum o görüntüden. Tam bir hazımsızlık ve saygısızlık.O dönemde böyle korunan bir gazeteci daha olduğunu sanmıyorum.

Uğur Mumcu tehdit altındaydı, hem de 1980’lerden beri. Kendisi yüzünden polisin yaşamını tehlikeye atmamak için koruma istememişti. Sonunda alçakça bir suikast ile öldürüldü. Bir çok benzer örneği var.

Ama Emin Çölaşan … kendi gözlerimle gördüğüm gibi! 

Yıllar sonra, sevdiğim bir gazetecinin düğününde denk geldik. Salonun bir köşesindeydi, sırtı benim olduğum yere dönük. Bir anda döndü ve elindeki demir bozuk paraları havaya rastgele savurdu. Birisi benim kafama geldi, canım acıdı, azcık aşağıdan gelse, gözümde gözlüğümün camı kırılacaktı. Çok sinirlendim, bu adam hasta mı, sarhoş mu diye düşündüm? Bir düğünde olmasak, gider yanına tepkimi gösterirdim, ama yeni evlilere saygımdan sustum.

Kişisel tanıklığım bu kadar…

Emin Çölaşan ve Masonluğu Aklama Yazıları

Tesviye E Orhan A Sylei “Mason Locasında Kavga Var”, Sözcü Gazetesi,  26 Ocak 2012   

Hür Mason Derneğinde üye iken, adını duyardım. Masonlara sempatisi olduğu söylenirdi. Mason Tarikatı içinde Pergel Locası üyeleri, kişisel iktidar kavgasında, taraflardan bir grup, hasım oldukları “biraderleri” Ahmet Sönmez'i yakın ilişkide Emin Çölaşan’a şikayet ettiler, belgeleri ve bilgileri verdiler. Böylece masonluğunu açıklamış oldular ve hakkında yazı yazdırdılar. Masonların biraderliği, çıkarların çatıştığı yere kadardır. O birader bu yazı üzerine Milli Eğitim Bakanlığındaki görevinden hemen alındı.

Emin Çölaşan Sözcü Gazetesinde  “Mason Locasında Kavga Var” başlıklı, 26 Ocak 2012 tarihli yazısında masonlar için neler demiş, okuyalım;

Sevgili okuyucularım, Masonluk ilginç bir dünyadır. Ya da dışarıda olanlara öyle görünür. Pek çok şeyi gizli tutulur, loca toplantılarında özel giysiler giyilir, ilginç törenleri vardır, ast üst ilişkileri sağlamdır.

Masonlar kıdem sırasına göre rütbe kazanır ve her rütbenin ayrı simgeleri, bize yabancı gelen ayrı unvanları vardır.

Bildiğim kadarıyla en büyük özelliği Tanrı’ya inanırlar. Onu “Evrenin ulu mimarı” olarak adlandırırlar. İçlerinde din ayrımı yapılmaz. Tanrı’ya ve belli ilkelere inanan herkes, çeşitli soruşturmalardan geçtikten sonra mason olabilir.

Mason localarında siyasi tartışma yapılmaz. Particilik yoktur ve kesinlikle yasaktır. Ama masonlar genelde laik, yurdunu seven, Atatürk ilkelerine bağlı, ülkenin bütünlüğüne sahip çıkan insanlardır. Bu bilgileri verince benim mason olduğumu sanmayın. Kesinlikle değilim, hiçbir zaman olmadım.

Masonluk bir dernektir. Cemiyetler Kanunu uyarınca çalışır ve her açıdan bulunduğu ülkenin yasalarına tabidir.

Bizde şeriatçı kesim ve sağ iktidarlar, bir sürü abartılı ve yalan nedenler uydurarak masonlardan nefret eder.

 Bu kısacık yazıdaki somut bilgi yanlışlarının doğrusunu söyleyelim.

  • İngiliz B. Büyük Locasına biat etmiş masonlar, eskiden Tanrı ve ruhun ölümsüzlüğü inancını zorunlu kılarlardı. İngiltere B. Büyük Locasının 1982 bildirgesinden sonra, ne Tanrı kaldı ne ruhun ölümsüzlüğüne inanç. “God/Tanrı” gitti “creative being / yaratıcı varlık” geldi. Artık “yaratıcı varlık” inancı yetiyor. HKEMBL baş masonu Bülent Akkan’ın kendi sitelerindeki mesajında da , “Yaratıcı Varlık” diyor zaten.  Masonların 1. Derecede kullandıkları “Evrenin Ulu Mimarı” , Yahudi-Hıristiyan temellerinin Tanrısıdır. Bunları sitemde yayınladığım kitabımda anlatıyorum. Fransız Büyük Doğusu ‘na biat etmişler de, onun kurallarına göre, inanç zorunluluğunu kaldıralı yüzyılı geçti. Tanrı tanımaz (Ateist) de mason olabiliyor.
  • Türkiye’de mason tarikatlarında dikey hiyerarşi var ama bu kıdeme göre değil. Özellikle ilk 3 dereceden sonra, tamamen en tepedeki 33 tane 33. Derece masonun iki dudağı arasında. Elbette Yahudi-Sebataycı, Rum, Ermeni ve gizli Ermenilerin egemenliği var.
  • Masonlar asla Atatürkçü değiller, milli de değiller. Masonların Atatürkçülüğü sahte görüntüdür. Masonlar,  gerçekte İnönücüdürler. Önümüzdeki hafta “Masonların En Büyük Yalanları” yazı dizimde Atatürk, Ziya Gökalp … mason olmadıklarını belgeleri ile anlatıyorum. Emin Çölaşan’a önerim okusun, öğrensin.
  • Mason localarında bal gibi siyasi tartışma yapılıyor. Her zaman siyasetin içinde oldular.
  • Masonlar hiçbir zaman bulundukları ülkenin yasalarına bağlı olmadılar. Gerektiğinde her zaman yer altına inip, yasa dışı faaliyette bulundular. Türkiye Cumhuriyetinde, 1923 – 1927 ve 1935-1948 arasında, yasa dışı, gizli örgüt olarak faaliyetlerini sürdürdüler.
  • Osmanlı Devletinde, bugünün PKK, Fetö terör örgütleri ne ise, o dönemde mason locaları da öyleydi. Emperyalizmin işbirlikçisi olarak, Ermeni, Rum, Yahudi bölücü çetelerin korunduğu, örgütlendiği ortamlardı. Loca Yöneticisi Emmanuel Carasso, cebinde tabanca, Osmanlı Padişahını tahttan indiriyor. Kurtuluş Savaşında da, Batının işbirlikçileri ve Türkleri katleden alçak çetelerin koruyucularıydı.
  • Masonluk dini bir tarikattır. Öyle böyle değil. Her toplantısında merkezden gelen tüm yazıların başında “Evrenin Ulu Mimarını Anarak” diye başlar. Şeriat ile yönetilen ülkelerde benzer şekilde yazdığı gibi. Ayin erkânlarının hepsi, Yahudi-Hıristiyan inancının simge, hikâye, mitolojik anlatımları ile doludur. Masonlar ancak, Katolik Kilisesi ve Müslümanlık söz konusu olunca laikliği savunurlar.
  • Biz de sağ iktidarlar, masonlarla 1990’ların sonuna kadar içli dışlı oldular. Süleyman Demirel masondu. Menderes’in birçok önemli bakanı ve MİT ( o zaman MAH) başkanı baş masondu. Daha sayısız örneği var. Milli hassasiyeti olan herkes; sağcı, solcu; dindar, laik; Atatürkçü, Kemalist  masonlardan nefret eder. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde, vatansever/milliyetçi; solun ve sağın önderlerinden, yazarlarından, aydınlarından bir tane mason olan var mı? Elbette yok…

“Masonların Kimseye Zararı Yok”, Hürriyet Gazetesi, 24 Aralık 1989

Hürriyet’te, 24 Aralık 1989 tarihinde, HKEMBL o dönem Baş masonu Orhan Alsaç ile bir söyleşi yapar ve yayınlar. Soruların hepsi çanak sorular, masonların anlatmak istedikleri şeyleri sormuş. Yurt dışı ilişkileri vb masonları zor durumda bırakacak hiçbir sorusu yok. 

 Tesviye 29 Kapak 

Emin Çölaşan ve çevresindeki masonlar

Emin Çölaşan’ın eşi Tansel Çölaşan uzun yıllar Atatürkçü Düşünce Derneğinin başkanlığını yaptı. Sağ kolu, Başkan Yardımcısı Tolga Akgün kıdemli bir masondur. Tolga Akgün’ün eşi masonların hemşiresi (kız kardeşi) Tarih alanında Prof. Dr. Seçil Karal Akgün. Seçil Akgün'ün babası, Tarih alanında Prof. Dr. Enver Ziya Karal da önemli ve kıdemli bir mason. 

Tansu Çölaşan'ın Kadın Masonlardan olduğu ileri sürülmüştü. Emin Çölaşan mason mudur, değil midir bilemem. Olmadığını söylüyor.

Kimi kişiler yurt dışında Büyük Localarda mason olabiliyorlar. Emperyalist Batının mason merkezlerinin yüzlerce yıllık bir devşirme yöntemidir ve günümüzde de kullanılmaktadır.

Bir diğer konu da, İtalya ’daki "P2 locasının", diğer ülkelerde olmadığını bilemem. Anımsayalım, İtalya’da P2 locası, toplumun mason olduğunun bilinmemesi istenen, siyasi, iş adamı, gazeteci, asker ve bürokratların üye olabildiği; varlığını ve ancak Büyük Locanın baş masonları ve yönetim kurulu üyesi olan en tepedeki “çok özel” masonların bildiği, diğer biraderlerin haberi bile olmadığı bir locaydı. İşi azıttılar, mafya işlerine bulaştılar ve İtalya’daki o büyük temizlik sırasında ortaya çıkarıldılar.

Ergenekon Yargılamaları

Emin Çölaşan, Ergenekon süreci başladığında subaylarımıza sahip çıkmamıştı, bunu da unutmak mümkün değil.

  

Hürol Taşdelen

Ankara, Aralık 2018