Print Friendly, PDF & Email

Makale Dizini

Edebiyat Kulübü'nün Sonu ve Kapanışı

ODTÜ Elektrik Elektronik Mühendisliği 3 sınınfına geçmiştim, ama zorlanıyordum. Bir karar zamanı gelip çatmıştı. Üniversite Sınavında en üst notlarla kazanmış sınıf arkadaşlarım karşısında hem edebiyat hem eğitim gitmiyordu. Akademik notlar nedeniyle atılmakla yüz yüze gelmiştim. Ya okulu bırakacaktım ya da şiiri ve edebiyat kulübünü. Bir memur çocuğu olarak, mesleğimi seçtim; kulübü bıraktım. O güne kadar yönettiğimiz kulübe pek sokmadığımız hiç de anlaşamadığımız Haydar Ergülen, Dev Genç militanlığından edebiyat kulübüne çekilmiş, yanımızda yetiştirdiğimiz ama Kulüp odasında, edebiyatla ilgisi olmayan,  bazı etik olmayan davranışları nedeniyle ÖTK isteği üzerine kulüpten çıkardığım Özcan Karabulut, o zamanlar hiç tanımadığım, sanırım benim varlığım nedeniyle kulübe yaklaşamayan Gökhan Cengizhan ve bir grup tırnak içinde "hızlı devrimci"; ben ve arkadaşlarım ayrılınca, meydan boş kaldı ve kulübe doluştular. Bizim girmediğimiz bir seçimle yönetimi aldılar. Seçim sırasında, "küçük burjuvalara" karşı devrimci birliktelik olarak kendilerini pazarlıyorlardılar.

Sonra malum 12 Eylül askeri darbesi geldi. Kulüp barakaları basılmış, bizlerin onca emeği ile oluşturduğu kitaplar, dergilere el konup, götürülmüştü. Bizdeki yüksek ahlak, o kitapları ve dergileri, Edebiyat Kulübünün malı olarak düşünüp, evlerimize götrümemiş olmamız. Bizden sonra gelenlerin beceriksizliği ve öngörüszlüğü tüm birikimi darbecilere teslim etmiş olmaktı. 

12 Eylül faşizmi suçlu suçsuz bakmadan, tüm ilerici gençleri tutukluyordu. ÖTK tüm lider hatta önde gelen öğrencileri ya tutuklanmıştı ya da kaçak durumundaydılar. Geride kalan devrimci çocukları da ortaya çıkarıp, tutuklamak peşindeydiler. Edebiyat Kulübünde ise bir çok deneyimsiz, çoğu hazırlık ya da 1. sınıf öğrencisi ateşli genci toplamışlar devrimcilik oynuyorladılar. Aralarında provakatörler olduğuna hiç kuşku yoktu. Bu durumda Edebiyat Kulübünde bir çok genç, bizden sonra kısa dönem yönetime gelenlerin kişisel hırsları, bencillikleri, siyasi cahillikleri ve körlükleri nedeniyle tehlike altındaydılar. Pisi pisine, ne olup ne olmadığını anlamadan, tutuklanacak, hayatları kayacaktı.

ODTÜ Edebiyat Kulübünü kurmuş, çok anlamlı yerlere getirmiş biri ve sorumluluk duygum ile Öğrenci İşleri Dekanı Prof. Dr. Engin Karaesmen'i ziyaret ettim; Edebiyat Kulübünün hangi anlayışla yönetildiğini ve endişelerimi anlattım. Çok kısa bir süre sonra Edebiyat Kulübü üniversite tarafından kapatıldı. Bizden sonra Edebiyat Kulübünün varlığı ancak 3-5 ay sürebildi.  

Sonrasında edebiyat dünyasında yer alan bu kişiler, özgeçmişlerinde ODTÜ Edebiyat Kulübü başkanı olarak, bizim dönemimizi de kapsayacak tarihlerle utanmadan yazabiliyorlar. Bu konudaki yalanları, Sincan İstasyonu dergisinde yazmıştım. Hiçbirinden tek yanıt gelemedi. Yüzleri yoktu ya da ... O yazımı da burada paylaşacağım.

Ankara

18.01.2020

 

Hürol