Print Friendly, PDF & Email

ı  

NOzay 01

 

Lisans öğrencisi iken tanıdığım, yüksek lisansta tez hocam, ben de emeği hesaplanamaz kadar çok Prof. Dr. Nevzat Özay'ı kaybettik, hakka yürüdü...

En son 6 ay önce görüşmüştük...

Hocamız Prof. Dr. Nevzat Özay; 

Lisans eğitiminden başlayarak, doktora için yurt dışına gitmek dışında, tüm yaşamını ODTÜ Elektrik - Elektronik Mühendisliğinde ve ülkemiz elektrik üretim, dağıtım alanında bilgi ve deneyim yüklü emek verdi.

Yüzlerce lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencisi yetiştirdi.

Yalnızca odasına kapanmış bir bilim insanı değildi. Ülkemizde yakınılan Üniversite - Sanayi kopukluğunu, kişisel yaşamında aşmış, Türkiye Elektrik Kurumu, Tubitak gibi kamu kurumlarıyla, Emek Elektrik gibi sanayi şirketleri ile birlikte birçok projeler yaptı.

Yakından tanıma olanağı buldum. ODTÜ EE'de son sınıfta alt gruplara ayrılınır. Benim Elektrik üretim ve dağıtım alanını seçmemi istedi, ben heves ederek Bilgisayar - Denetim (Kontrol) grubunu seçtim. 

Sonrasında, yüksek lisans eğitimi yapmaya karar verince, bilgisayar ve elektronik teknolojilerinin, yüksek gerilim iletim hatlarının arıza durumunda açılması için ""akıllı röle" geliştirdik. 

Nevzat Özay Hocama dair anılarım çoktur. Onları belki başka bir yazımda aktarırım.

Hocamı yolcularken, ODTÜ EE Bölümü ile ilgili üç olayı aktaracağım. Nevzat Özay Hocam yaşarken bunları yazamazdım, izin vermezdi. O meşhur fırçalarından yerdim. Hocamızı kaybettikten sonra, bunları yazmayı, tarihe not düşmeyi bir vicdani görev sayıyorum...

 

 

Prof. Dr. Ayhan Türeli ile...

ATureliProf. Dr. Ayhan Türeli, bölümümüzün kurucularından, uzun süre Brezilya'da çalışmış çok önemli bir bilim insanı ve çok özel ve değerli kamil bir insandı. Nevzat Özay Hocamın da hocası olmuş. Nevzat Özay, hocası Ayhan Türeli'ye karşı çok saygılıydı. 

Ayhan Türeli Hocamız, yaşamının son döneminde amasız hastalığa yakalanmıştı. Bir süre sonra yürümekte zorluk çekmeye başladı. Anımsadığım kadarıyla bir yıl boyunca, Nevzat Özay Hocam, Ayhan Türeli Hocamızı, ODTÜ lojmanlarındaki evinden alıyor, bölüme derse getiriyor; ders sonunda da tekrar koluna girerek evine bırakıyordu. Bunu çok az kişinin bildiğine eminim.

Hocaya saygının, sözün ötesinde bıkmaz bir kararlılıkla eylemle bu kadar anlamlı bir örneğini daha görmedim.

Bir gün Nevzat Özay Hocam bana; "Hürol, Ayhan Hoca seni soruyor. Bilirsin seni sever, bir ziyaret et." dedi. Hemen eşim İlkiz ile birlikte Ayhan Türeli Hocamızı evinde ziyaret ettik. Meğer son günleriymiş. Ona karşın neşeliydi. 

Prof. Dr. Arif Ertaş, Nevzat özay'ın Profesörlüğünü red etti...

Nevzat Özay Hocam, Arif Ertaş ile oldukça yakındılar. İkisi de "Güç / Power" grubundan olmaları da bundan etmen olabilir.

AErtas 2Hepsi dönem arkadaşıydılar ve Doçenttiler. O sırada YÖK bir kural çıkardı. Hemen profesör olmak isteyen, kendi bölümünden ayrılıp, başka bir üniversiteye geçiyor ve orada profesör olabiliyordu. ODTÜ EE'den 3 Doçent bu şekilde başka üniversitelere gittiler; Arif Ertaş Hacettepe Üniversitesi, Beytepe Yerleşgesine, Doğan Çalıkoğlu Gazi Üniversitesine, Önder Yüksel 'de hangi üniversiteye gitti anımsamıyorum. Güney Gönenç Hocamla yaptığım söyleşide, bu yöntemle profesör olmaya "hülle yoluyla" diyor. Bu yasa çıktığında onlarca öğretim üyesi Doçent kadrosunda iken, Profesör olmak için üniversitelerini, bölümlerini terk etmediler. 

Arif Ertaş ve Önder Yüksel, Profesör olduktan sonra Bölüme döndüler. Doğan Çalıkoğlu Gazi Üniversitesinde kaldı; kendi mi dönmedi, yoksa döndü de Bölüm mü kabul etmedi, bilmiyorum.

Bir kaç yıl sonra bu yasa değiştirildi, herkes kendi üniversitesinde profesör olabilmesinin önü açıldı. 

O sırada Doçent kadrosunda olan hocalar, sıraları geldikçe dosyalarını hazırlayıp, kurula giriyor ve profesör oluyorlardı. Arif Ertaş, profesör olabilmek için yani ünvan peşinde başka üniversiteye giden bir akademisyen olduğu için, Nevzat Özay Hocamın profesörlük jürisine girme hakkı elde etmişti. Ve acıdır ki, hülle ile profesör olmuş Arif Ertaş,  profesörlük kurulunda, Doç. Dr. Nevzat Özay 'ın profesörlüğünü, "bilimsel yetersizlik" nedeniyle red etmişti. İnanılır gibi değil!

Oysa Nevzat Özay Hocam'ın gerek bilimsel nitelikleri, gerek ülkemize her alanda yaptığı katkılar tartışılmazdı. Hele dersten derse gelen, Arif Ertaş ile kıyaslanamazdı bile. Dahası Arif Ertaş 'ın ODTÜ EE'ye gelebilmesi için Nevzat Özay Hocamın ne kadar uğraştığını bilince...

Kişi için ünvan önemlidir elbette. Ancak bazı kişiler ünvanlara değer katarken, bazıları da ünvanlarla ancak değer aldığını sanırlar. 

Bundan sonra Nevzat Özay Hocam bir daha profesörlüğe başvurmadı. Herkes zamanı gelince profesör olurken, Nevzat Özay bu konuda da ünvan peşinde olmadığını ve mütevaziliğini gösterdi. Yıllar sonra Prof. Dr. Süha Sevük Rektör olunca, Nevzat Özay Hocamdan özel olarak profesörlüğe başvurmasını istedi ve dosyasını hazırlamasında da çok yardımcı oldu. Prof. Dr. Nevzat Özay, en başta hakkı olan profesörlük ünvanı verilmiş oldu.

Kıskançlık kişinin en kötü özelliklerinden biri olurken; vicdan da en yüksek değerlerindendir.

Bölümdeki Odası Alındı mı?

Yukarıda aktardığım iki olayın birisini kendim gözlemlemiştim, diğerini de Nevzat Özay Hocam bana kendisi profesör olduktan sonra, benim bir sorum üzerine anlatmıştı.

Bildiğime göre yaş nedeniyle emekli olunca, odasını boşaltması istendi. Oysa aynı şekilde yaş nedeniyle emekli olan bir çok hocamızın bölümde odaları duruyordu. Bir tek Prof. Dr. Nevzat Özay 'ın mı odası yer tutuyordu Bölümde? Odasının alınmasını ise hiç konuşmadık. Ancak son yıllarında çok mutsuz olmuştu, iyice içine kapandı. Belki de erken ölümünde yaşadığı bu düş kırıklığının etkileri vardır.

Nevzat Özay Hocam, 17 yaşından sonra, Manchester Üniversitesinde doktora eğitimi hariç,  neredeyse bütün ömrünü geçirdiği, nicel ve nitelik olarak, bilimsel ve öğrenci yetiştirmek olarak ömrünün emeğini verdiği Bölümüne, cenazesinin götürülmemesini vasiyet etmiş. Bu geleneğimize göre "hakkını helal etmeme" değilse, nedir? Prof. Dr. Nevzat Özay'ı bu vasiyeti verecek duyguya getirenler, buna göz yumanlar için az utanç mıdır?  

Nevzat Hocam, yerin uçmağ olsun. Ellerinden öperim.

 

her zaman öğrencin Hürol..