- Genç ozanların daha önce gelmiş ozanlardan etkilenmesi olayına ne diyeceksiniz?
- Şiir sanatıyla birlikte başlamış bir olay. Bu işin okulu olmadığına, ozanlar usta/çırak ilişkileriyle yetiştiklerine göre, olağan da sayıl malı. Yalnız etki dendi mi, genellikle, deyiş benzerliğini anlar gibiyiz. Bence asıl etki, deyiş benzerliğinden ziyade imge sistemlerinin bir ya da aynı olmalarına denmeli. Çünkü biliyorsunuz, özgün bir ozanın imge sistemi kişiseldir, bütünüyle ona özgüdür. Ancak gerçek ve önemli ozanlar imge sistemleri getirirler. Getirilen bu imge sistemleri belirli bir zaman parçası içinde bir ülkenin şiirinde egemen olur. İmge sistemi, ozanın nesnel gerçeği öznel merceğinden geçirip kelimelere aktarış biçimidir. Gençler, çokluk, şiirsel durumları usta ozanların imge anlayışlarıyla algılamaya başlar, başka bir deyişle, belirli bir durumu falan ya da falan ozanın anlayışına göre şiirselleştirirler. Asıl etki budur. Doğalda. Gene ozan, gerçekten yetenekli ise, giderek ustasının imge sistemini bırakır, kişisel imge düzenini kurar. Bu düzende, ustasının sisteminden esintiler uzunca bir süre kalabilirse de, kişiliklerin ayrıldığı kolaylıkla fark edilir. Bir de, genç ozanın deyiş özentisiyle bir ustayı öykünmesi var ki, bunu ben etki saymıyorum. Bence bu etkiden de önceki aşama. Heves aşaması, öykünme aşaması. Ülkemizde bu aşamadaki ozan adaylarına "etkilenmiş", imge düzeni etkisi altındakilere, basbayağı "ozan” denir. Oysa, başka ozanların getirdikleri ya da kurdukları imge sistemleriyle onların yazdıkları şiirlerin yeni kopyalarını üretenleri yetişkin ozan saymak yanlış olmalıdır.
- Özellikle izlediğiniz, üzerinde durduğunuz gene imzalar var mıdır? Varsa, kimlerdir?
- Olmaz olur mu? Henüz şiirlerini yayınlanmış görmediğimiz, üç genç üzerinde duruyorum. Birisi köylü çocuğu, Siyami Yozgat, İkincisi delikanlı bir toplumcu ozan, Hürol Taşdelen, üçüncüsü bir genç kız, Güniz Baykam. Şiir serüvenlerini iki üç yılda izlemekteyim. Bakalım nereye varacaklar çok merak ediyorum.