Print Friendly, PDF & Email

Masonların gerek derece değiştirmelerdeki tezleri, gerekse masonik toplantılarda verdiği konferanslar genel olarak son derece sığ, sağdan soldan toplama, "kopyala - yapıştır" biçindedir ve çarpıtmalar doludur. Her ne kadar erkânlarında (ritüellerinde) bilim diye sayıklar dururlar ama yazdıklarının çoğu bilimsel değil, uydurukçadır. Belki % 2-3 'ü ciddi bir araştırma ve konuyu kavramış nitelikte bilgi verebilir.  Gerisi çöptür... Özellikle loca başı olmuş olanları, kendilerini bir üst sınıfta görür ve daha kolay, derin bir cehalet cesareti ile saçmalarlar...

Birçok konuda saçmaladıkları, gerçekte gerçekliğe dayanmadığı halde doğru gibi aktardıkları o kadar çoktur ki... Ustam Attilâ İlhan, mason tarikatının amacının kültürsüzleştirme ve milli kimliğinden uzaklaştırma olduğunu yazmıştı. Çok doğru...

"Ben artık mason oldum" diye düşündükleri; hele de muhterem (loca başı), çok muhterem, pek muhterem gibi komik ünvanları aldıkları zaman kimse tutamaz onları... Aslında kocaman yaşlara gelmiş, çoğu üniversite mezunu bu kişilerin düştükleri bu durum ülkem adına üzücü kendileri adına da utanılasıdır. Ama öyle bir yalan girdabında bir birlerini poh pohlar, överler ki, ne oldum batağında durumlarının farkında bile olamazlar.

Masonların dergilerini, konferans yazıları, tezleri okuduk ve araştırdıkça karşıma Türk tarihi ve Türk mitolojisi ile ilgili ipe sapa gelmez uydurmalar, saçma aktarımlar; masonluğu Türk mitoloji ve inançları içinde köklendirme zırvaları görüyorum ki, artık bugün bunları, denk geldikçe yazayım dedim. 

Hiçbir sıralama ve düzenleme yapmadan, karşılaştıkça burada yazacağım. Bugünkü yazımızın öznesi mason kişisini tanımam, adını şimdi gördüm. Yazmakta olduğum bir kitap için belirli sözcükleri aratırken bu yazı karşıma çıktı ve ben de su bardağı taştı. 

Bugünün şanslısı Erguvan Locasından Caner Küçükarda, Erguvan Locasının yayını Mum Işığı İnternet Bülteninin Mart 2016 tarih 39 sayılı yayınında yazmış; "Locanın Asıl Görevlileri Ve Temsil Ettikleri Sütunlar". Bu yazıyı yazdığı sırada Çıraklıktan Kalfalığa yeni geçmiş. Bültenin editörü de Murat Akatay.

Yazının başlığında başlıyor hata zinciri; Locanın Asıl Görevlileri Ve Temsil Ettikleri Sütunlar... Burada "ve" küçük harfle yazılmalıydı. Daha uzun bir laf salatası ile başlıyor yazı. Konu ile hatta birbiri ile ilgisiz tümceler ard arda sıralanmış.

Caner Küçükarda bilimi de elinin tersi ile itmiş kenara, artık işe yaramaz diye hükmetmiş; "Zamanın kayığına binip aramak söz konusu olunca kişinin yine bazı koşulları gerçekleştirmesi gerekir. Bu koşullar artık bilimin nasılları ile gerçekleşemeyecek".  Tümcedeki ifade bozukluğuna mı bakarsın, içeriksizliğine ve anlamsızlığına mı yoksa bilimi yetersiz görmesine mi yanarsın?

Yeni kalfa olmanın heyecanı ile de mason öğretisi konusunda da yanlışlar içinde;

"Loca bugünlerde bizlerce üç ayrı anlamda kullanılmaktadır:

1- Masonların toplandıkları yer, bina, oda, salon,

2- Mason topluluğu, Mason Cemiyeti veya cemiyetin kolu,

3- Bu topluluğun yaptığı toplantılar.

Locanın bir o nemli özelliği de “İnsan hırslarının giremeyeceği, tarafsız ve sakin bir yer” olmasıdır...

Loca sözcüğü "bizce" dedikleri kimlerse, nasıl kullanılır bilemem ama Mason Tarikatı ve Türkiye'deki örgütlerinin hiçbirinde anlattığı gibi kullanılmaz!

Toplam kullandığı sözcük sayısından çok bilgi ve imlâ yanlışı yapmış. Örneğin, "locanın" ne olduğunu öğrenememiş daha, geçirdiği kocaman 1 yıl süren Çıraklık evresinde. Masonların toplandıkları yere "tapınak / mabet" denir. "Bina, oda salon" denmez!  2. maddede olmadı. Sallamış ama doğru değil. Hele 3, evlere şenlik. Kendisine ve bu yazıyı doğru olarak kabul edip yayınlayan editöre ve loca başına Mason Tarikatı kitabımı dikkatlice okumalarını önereceğim. Belki birşeyler öğrenirler. (Mason Tarikatı)

Yazıda o kadar çok mason öğretisine ve yapısına dair bilgi yanlışlığı var ki, daha fazla dalıp, yazımın amacını kaybetmek istemem.

Ön bilgi vereyim. Merdiven simgesi, doğrudan Tevrat'tan alınma, "Yakup'un Rüyası" söylencesinden gelir. Yakup'un rüyasında melekler gökten yere merdivenle gidip gelirler. Merdiven simgesi 1. Derece Tablosunda vardır. Ancak, sanırım 1990'larda Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası (HKEMBL) çok dini bir yaklaşım diye tablodan çıkardı. Buna çok bozulan radikal masonlar da epey karşı çıktılar ama... Yani göğe merdivenle çıkıp inmek kökeni Yahudi dininden gelip, mason tarikatı inanç sisteminde önemli bir yer tutar.

İslâmda böyle bir merdiven inancı yoktur. İslâm Peygamberi Hz. Muhammed 'in göğe çıkışı Miraç adıyla aktarılmıştır. Burak isimli kanatlı at, Kudüs'de bulunan kutsal bir taşın üstünden alıp Allah'ın yanına çıkarmıştır.

Türklerin Kam Dini (Şamanizm)'de ve Türk mitolojisinde de merdiven yoktur. Yaşarken ancak kam (şaman) göğe çıkabilir, o da görevlli ruhlar tarafından çıkarılır. Yaşayanların istek ve dileklerini, Tengri'ye ya da Bay Ülgen'e ya da Kara Han'a Kartal götürür. Göğün en üstüne ancak kartal çıkabilir. Kam Dini, Türk Mitolojisi, Türk söylencelerine dair yüzlerce evet doğru okudunuz yüzlerce kitap, makale okudum, merdiven sözcüğüne bir kere bile rastlamadım.  Dönelim mason Caner Küçükarda'nın yazdıklarına;

“ 'Üç merdivenle çıkılan, üç sürünün sahibi, yıldızlı göğü döndüren Tanrı Bay Ülgen… ' Altay Türkleri"

Bu tümceyi dehşetle okudum.

Birincisi tarihte söylenmiş bir söz, bir yazı içinde aktarılırken, muhakkak alıntı yapılan kitap, makale vs basılı yayının bilgileri verilmek zorundadır. Verilmeden bu şekilde "aktarılma gibi" yapılıyorsa bırakın o yazının bilimsel olmadığını, ciddi bile değildir. Burada da kaynak verilmiyor. İfadenin de altına "Altay Türkleri" diye imza yazılıyor. Pes...

O kadar saçma sapan bir sözcük yığını ki, neresini düzelteyim? Türk mitolojisi ve dini Şamanizm (Kam Dini) 'de merdiven yok. "...üç sürü", "yıldızlı göğü döndüren Tanrı Bay Ülgen"  ne demek... Bu kadar mı desteksiz uydurulabilir? Türklerde gök dönmez, sabittir. Evren 3 katmandan oluşur; mavi gök / Tengri (yıldızlar, güneş, ay göğün içindedir), ortada yersub (yer-su; karalar, dağlar, denizler, ırmaklar...) ve yerin altı. Ne "sürü" diye bir simge vardır ne de "sahibi" Bay Ülgendir. Benim bildiğim "sürü ve çobanları" Hıristiyanlıkta var. 

Yıllar önce bir beyefendi, büyük şair Ece Ayhan'a kendi yazdığı bir şiiri göstermiş, değerlendirmesini istemiş. Usta Ece Ayhan şiiri okuduktan sonra kişiye dönmüş ve; "lütfen şiiri rahat bırakınız" demiş.

Evet masonlar da şiiri ve de Türk Tarihini, Türk Mitolojisini rahat bıraksınlar. 

 

Mum Işığı Bülteni ilgili sayfaları: 

  CanerK 01

 

Kapak sayfasında ilk satırı gördünüz mü;

"ERGUVAN & UNIUNEA INIMILOR MUHTEREM LOCALARI İNTERNET BÜLTENİ"

Önce vurgulayalım, Türkçe'de "&" işareti yoktur. İngilizce "ve" anlamına gelen bu işaret bir bültende, dergide kullanılamaz. Türkçe'ye hakarettir, ayıptır, cahilliktir.

Ardından gelenİtalyanca sözcükler "UNIUNEA INIMILOR" "kalpler birliği" demek. Bir loca adı mı, locanın yöneticileri kim? Nedir bu gizlilik? 

 CanerK 02

 

CanerK 03

CanerK 04

 

CanerK 06

CanerK 07

 

CanerK 08

 

Yazı böyle uzayıp gidiyor...

Bu yazıma da bir açıklama, yanıt; atıf yapılan kaynaka dair bilgi gelirse hemen yazımınn altında yazacağım, paylaşacağım. Bu konuda gelecek hiçbir e-posta mesajı vb mektup, özel kalmayacaktır, paylaşılacaktır. Baştan söyleyeyim, sonra özel yazışmadır demeyin. Bu ortamım tartışmaya bilgisi ve cesareti yeten herkese açıktır. Kapı arkalarında fis kosları hiç sevmem.