Mason Maceram

Bu gerçeklik içinde masonluğun ne olduğunu anlayıp, toplumuma aktarmaya karar verdim. Atatürk ‘ün mason localarını kapatmış olması da merakımı artırıyordu. Bu dönemde iş yaşamımın son evresine giriyordum. Araştırmacı karakterim, yazmaya çocuk yıllarımdan gelen tutkum da bu karar da oldukça etkili oldu.

Türkiye ‘de Mason tarikatı hakkında Gazeteci İlhami Soysal ‘ın kitabından başka, ciddiye alınabilecek, bir makale ya da kitap bulamadım.

Toplumsal bir cemaat, bir siyasi oluşum, ancak içlerinden yapılacak gözlemle tanınabilir, anlaşılabilir. Hele Mason Tarikatı gibi yüzlerce yıl kendisini halklardan gizlemiş, kendilerinden olmayanların giremediği “gizemli” ortamlarda toplantılar yapan; kendilerini Evrenin Ulu Mimarı dedikleri bir yaratıcı güç tarafından seçilmişler, kendileri dışında olan herkesi de “hariciler” diye ötekileştiren gölgelerin, gizlerin (sırların) içinde var olan mason topluluğu için bu bilimsel bir zorunluluktur da. Ben de öyle yaptım.

Kendi kendime verdiğim görev ile yola çıktım ve mason derneğine katılmak için harekete geçtim.

Burada çok önemli bir noktayı vurgulamak isterim. Mason olmak, yeni bir dünya görüşü yüklenmeyi kabul etmek, emperyalizmin işbirlikçisi komprador kimliği benimsemek, çıkar ilişkileri, davranış biçimleriyle yeni bir kimlik edinmek; Mason Tarikatının sizi ele geçirip, dönüştürmesine izin vermek demektir. Oysa fakir, yalnızca gözlem yapmak, bilimsel araştırmasını temellendirmek ve ulusuna karşı kendince bir borç ödemek için aralarına katıldı. Bu nedenle hiçbir zaman mason olmadı, mason derneği üyesi oldu. Toplumdan gizlenenler arasında toplumun bir hücresi olarak kendisini gizleyerek katıldı.