Gençlik yıllarında yaşamı, şiirle sorgulamaya, anlamaya ve anlamlandırmaya çalışan Hürol, bir süre sonra, dış etkenlerin de var olduğu içsel bir mecrada, şiir yazmaktan el çekti, başka yaylalarda yürümeye gitti…
35 yıllık Elektronik Mühendisliği çalışma yaşamının sonuna doğru yaklaşırken, yeniden gençlik uğraşı, yazmaya döndü.
Yaşamımda üç, dört kez mason locasına davet edildim. Hepsinde daveti geri çevirdim.
Türkiye’de masonluk üzerine üretilen metinlerin hemen hemen tamamı, mason tarikatı üzerinde nesnel gözlem ve bilgiye değil, ideolojik saplantılara ve sığ ezberlenmiş söylemlere dayanmaktadır. Mason Tarikatı hakkında yazılanlar, genellikle iki uçta toplanır. Bir yanda, masonlar tarafından yönlendirilen, yazarın masonluğu aklayan ve eleştirel yaklaşımdan yoksun metinler; Diğer yanda ise onu akıl dışı imgelerle açıklamaya çalışan, dinsel ya da ideolojik saplantıların diliyle konuşan yaklaşımlar. Her iki tutum da, farklı gerekçelerle aynı sonuca hizmet eder: masonluğu anlaşılmaz, sisli ve dokunulmaz bir alanda tutmak, Mason Tarikatına güç kazandırmak.
Doğrudan deneyim ve gözleme dayanmayan, tarikatın örgüt yapısı hakkında bilgisi olmadan, iç işleyişini gözlemlemeden yapılan bu yazılar; kitap, makale, akademik tez olsun, kaçınılmaz olarak yüzeysel ve kendi içinde çelişkiler, tutarsızlıklar yumağı halinde kalır. Görünürde eleştirel duran bazı metinler bile, farkında olmadan masonluğun kendi gizlenme ve efsaneleşme stratejisini yeniden üretir.
Bu koşullarda, masonluğu anlamaya yönelik çabanın başka bir yoldan ilerlemesi gerektiği açıktır. Toplumsal, sınıfsal, siyasal ve derin geçmişten, dinsel ve söylence bilim (mitolojik) simge ve alegorilerle donatılmış bir örgütlenme; dışarıdan bakılarak değil, ancak içeride gözlem yapılarak çözümlenebilir. Kendisini olabildiğince gizlemeye çalışan, toplumdan uzakta, gölgelerde toplanan bir tarikatı araştırmak gerekiyorsa, doğru yol içlerinde olabilmektir. İçeriden gözlem, araştırma yapılan topluluk ile birlikte nefes almak, akademik bir yöntemdir aynı zamanda.
Bu yoğun sis ortamında, fakir mason tarikatı hakkında yazmaya karar verdi. Mason Tarikatını araştırıp, bilimsel yöntemle yazacaktı. Kendi kültürünün damıttığı Derviş kimliğine bürünüp, çıktı yola.
Zamanı gelmişti demek, su kabı doldurmuştu, akması gerek deyip, 2007 yılında harekete geçtim ve iki binli yılların başında mason tarikatına davet eden masonu aradım. Özel bir tanışıklığım yoktu, kendisi ile işimle ilgili bir faaliyet içinde tanışmıştım. Aramamı çok olumlu karşıladı, gereken süreçler tamamlandı ve Mason Locasında “eriştirildim”. O komik ortamda, yaka açık, bir paça sıyrılmış, gözler bağlı… Eşimin deyişiyle “Penguen” kıyafetleri içinde.
Hayır, mason kimliğini hiçbir zaman yüklenmedim; yalnızca yasal Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Derneği üyesi oldum, masonlar içine karıştım. Kendimin kendime verdiği bir görevle oradaydım, araştırmacı kimliğimle aralarındaydım.
Toplumdan gizlenen, bunu bir üstünlük olarak gizlemeyi makbul sayanların arasında, toplumun bir hücresi olarak, ben de onlara karşı gizlenmiştim.
Araştırma yolculuğuma dair bir söz daha: Sınıfsal, siyasal, örgütlü bir yapı yansız incelenemez. Bu tümce akademik olarak da doğrudur. Sosyoloji, antropoloji, siyaset bilimi zaten bunu söyler. Yansızlık, doğa olayları için mümkündür, güç ilişkileri için değil. Bu yüzden yayınladığım tüm yazılarda izlediğim yol, yan tutmak değil konum almaktır. Bu da, dürüst bir yöntemdir.
Masonlar arasında yaklaşık 10 yıl kaldım. Araştırma yazılarım için gereken birikime ulaştıktan, yeterli belge ve doküman topladıktan sonra ayrılma zamanı gelmişti. Çırak derecesinden başlayıp, Usta (Üstat) derecesine eriştikten, locada, büyük loca boyutunda görünür ve bilinir olmaya başladıktan sonra, zaten artık aralarında nefes alma alanım da azalmıştı. Çalışma yaşamımı da bitirip, gençlik tutkum yazma yolculuğuna döndüm.
Araştırmalarımı, nesnel gözlem, değerlendirme ve bilimsel yöntemle yazı ile Türk okuruna sunulmaktadır.
Yazdıklarımı kitap olarak bastırmayı da düşündüm, ancak internet sitesi yapmak bana daha doğru geldi:
• İçerik, sayfa sayısı ve teknik olarak tam bağımsızlık sağladı.
• Yazdıklarım yalnızca benim kimliğim ile değerlendirilebilir; hiçbir grup, topluluk veya ideolojik yaklaşım ile tanımlanamaz.
Tevfik Fikret’in dediği gibi; “kendi göklerimde uçarım”
• Masonları yazmaya para kazanmak için çıktığım suçlaması olamaz, çünkü “huroltasdelen” sitesinde her şey ücretsiz.
• 40 yıllık mühendis olarak site tasarım ve geliştirme çabaları içinde de bulunacaktım.
“huroltasdelen” sitesi, Mason Tarikatı dışındaki tarih, söylence bilim, araştırma yazıları, genç Hürol’un şiirlerini ve edebiyat yolculuğunu da sizlere sunma olanağı sağladı.
Site, 2018’de kuruldu, o günden beri binlerce yazı, makale, haber ve kitap yayınlandı. 2025 yılı sonunda tüm siteyi, tasarım ve içerik yerleştirme olarak yeniden baştan hazırladım ve sizlere sunuyorum.
Kimseden ümmîd-i feyz etmem, dilenmem perr-ü-bâl
Kendi cevvim, kendi eflâkimde kendim tâirim,
İnhinâ tavk-ı esâretten girandır boynuma;
Fikri hür, irfanı hür, vicdânı hür bir şâirim.
Tevfik Fikret
Günümüz Türkçesi:
Kimseden bir aydınlık ummam, dilenmem kol kanat
Kendi boşluğumda, kendi göklerimde kendim uçarım
Eğilmek, esaret bağından daha ağırdır boynuma
Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür bir şairim
Çeviri: Hürol Tasdelen