Özgeçmiş

26 Mart 1960, Kars, Kağızman, Arpaçay ‘da bir köy evinde doğdum.

Babamın memuriyet görevi nedeniyle Anadolu ‘da çeşitli illerde yaşadım, okudum.  

İlkokul eğitimim, Ankara Kurtuluş İlkokulunda başlayıp, Hakkâri ‘de birkaç okulda devam etti,  Gümüşhane Gazipaşa İlkokulunda tamamlandı. Ortaokulu Gümüşhane Atatürk Ortaokulunda başladım, bitirdim. Liseye Elazığ Atatürk Lisesinde başlayıp, Ankara Gazi Lisesinde mezun oldum.

Okuduğum okulların adları, Atatürk, Gazi, Kurtuluş… İlginç bir bileşim sanki.

En büyük hayallerimden biri, Türk İhtilalinin, bozkırda yanan aydınlık meşalesi Orta Doğu Teknik Üniversitesinde okumaktı.

ODTÜ’ye 1977’de 17 yaşımda genç olarak girdim, ülkesine hizmet etmek tutkusuyla 1987'de Elektrik - Elektronik Yüksek Mühendisi olarak ayrıldım.  ODTÜ ‘de Yüksek lisans yaparken, Akademik Uzman kadrosunda görev yaptım.

ODTÜ’de bilim ve bilimsel düşünmeyi öğrendim. Mühendislik eğitimim yanında, ODTÜ Rektörlüğünün sağladığı olanaklar ile bir avuç şiir meraklısı arkadaşla kurduğum Edebiyat Kulübü’nde, dönemin birçok şair ve yazarı ile tanıştım, taşıdıkları ışık ile aydınlandım. ODTÜ, kimliğimin oluşumunda son etmendir.

Her Türk çocuğu gibi okuma, yazmayı öğrendiğimden beri şiir okur şiir yazarım. 17 yaşımda Attilâ İlhan’ın çırağı olma onuruna eriştim, Sonra şiirlerim dergilerde yayınlanmaya başladı. 18 yaşında Attila İlhan’dan “delikanlı toplumcu ozan” adını alma onuruna ulaştım, 1980 'lerin en umut veren genç üç şairinden biri saydı beni.  21 yaşımda şiir yazmayı bıraktım. Birçok nedeni var elbette. Nedenlerden biri, ülkemizde 1980 sonrası  şiir çevrelerinin hızla yozlaştığını, cahilleştiğini ve özünü yitirdiğini görmemdir...

Elektrik - Elektronik Yüksek Ölçmeni (Mühendisi) olarak Telekom sektöründe uzun yıllar çalıştım, çok keyifli yıllar mühendislik, yöneticilik yaptım; işçi de oldum işveren de. 30 yıllık meslek yaşamımda, doğru bildiğim dışında hiçbir iş yapmadım. Hiç eğilmedim, yozlaşmadım, ün ve para için kimliğimden ödün vermedim, arkadaşlarımı satmadım. ODTÜ'nün yetiştirdiği vatan ve ulus sevgisi ile yüklü bir ölçmen olarak 30 yılda vatan borcumu ödemeye çalıştım.

Şimdilerde tüm birikimlerimi, her gün saatlerce çalışıp, yazarak Türk insanı ile paylaşıyorum; vatan borcumu ödemeye devam ediyorum. 

1991'de ODTÜ yıllarında birlikte yürüdüğümüz, paylaştığımız; Türkmen kadını Şair, Yazar, Sosyolog İlkiz Kucur ile yıllar sonra yolumuz yeniden kesişti ve evlendik. Bir oğlumuz var.

Nazım Hikmet Ustanın dediği gibi; "ölmüş babamdan ileri", bilim insanı olma yolunda kararlı yürüyen "oğlumdan geriyim"... Bundan daha güçlü hangi duygu olabilir?

Babamdan, anamdan, ustamdan aldığım Mustafa Kemal Atatürk sevdası ile yüklü olarak, kimliğimi “Kemalist” olarak gururla söylerim...

 

Hürol Taşdelen