Attilâ İlhan, deniz insanı mıydı? Keşke 40 yıl önceye gidebilsem ve kendisine sorabilsem. Heyhat… “an gelir attilâ ilhan ölür” Bizlere bıraktığı şiirlerinde arayayım, sorumuzun yanıtını… Attilâ İlhan şiiri üzerine 1989’da başladığım çalışmaya, 40 yıl sonra; bıraktığım yerden başlıyorum… 18 yaşında yazmaya başladığım yazımı, genişletip, derinleştirerek tamamlayacağım.
Fakir[1], yola çıkarken kesin bir plan yapmaz. Yönü belirleyip, çıkar yola. Yol götürür, yolda eklemleyerek öğrendiklerini, bildiklerine; gider bir yerlere. Yani yaşamdan geri bildirim alıp, yeniden belirleyip.
Ustanın ilk kitabı Duvar ile başlıyorum yolculuğa, yol içinde başka şiir kitaplarını da inceleyeceğim.
“aragon’u usta bilmiş şair attilâ ilhan”
[1] Fakir sözcüğünü özellikle Bektaşiler, kendilerinden söz ederken, “ben” yerine kullanırlar. Bektaşi değilim, Alevi – Kızılbaş da değilim. Binlerce yıllık Türk kültürünün, Anadolu coğrafyasında yansıması olarak Alevi – Bektaşi kültürünün bilinçli bir tutkunu olarak, öz kültürüm içinde sahiplenirim. Bu anlam içinde, bireyci bencilliğin ötesinde, kendisini içrek (batıni) anlamı ile fakir olarak ifade etmek çok yahşidir, çok anlamlıdır! Fakir de kendini böyle görmektedir.