Anadolu, 18, 19, 20 Ekim 1931
"Mason Tekkesinin İmtiyazı Nedir ki Hâlâ Duruyor?"
Masonluk ayaklanmış bir halde... İstanbul ve İzmir masonları, baş mason önde, hepsi heyecan ve telaşta. Fakat bütün bu gürültüler hakikati değiştiremeyecektir.
Operatör Kemal Bey'in beyanatını okudum. O, bana cevap vermiyor. Aklına geleni söylüyor! Yeriyor ve arkamdan konuşuyor. Fakat bu yol onu ve masonluğu selamete çıkaramaz. Ben cevap bekliyorum. Halbuki masonluk bana sövüyor. Tekrar ediyorum sorularım şunlardır:
1. Masonluğun hedefi, gayesi, insanlık, beynelmilelcilik değil mi? Bu dava milliyetçiliğin nasıl dostu olabilir? Nasıl olur da buna milliyetçilik denir? Bu iki tez nasıl birleşebilir? Masonluk "Sani- azam" dediği Allahının himayesinde Yahudiyi, İngilizi, Ermeniyi, Türkü, Fransızı, Müslümanı, Rumu vs. kardeş saymakta ve bunlarla beraber çalışmaktadır. Bu teze nasıl Türk milliyetçiliği diyebiliriz? Bu iki zıt hakikat ortada dururken kırk dereden su getirerek işi örtbas etmeye imkân var mı? Yoksa Türk milletinin sağduyusu hiçe mi sayılıyor? Buraya cevap isterim. Bana sövmek kolay... Fakat önce bunlara cevap versinler.
2. Masonluk emperyalist ve büyük sermayeli milletlerin elinde bir istila ve bir soygunculuk vasıtası oluyor. Milliyet duygularını uyuşturup öldürmek için kullanılıyor. Siyonist Yahudilerin intikam aletidir. Bunları misallerle, olgularla söyledik. (Anadolu, 9-1 i Ekim, 5125-5127; Hürriyet, 7-8 Ekim, 293-294) Bu da sessizlikle karşılık gördü. Cevap bekliyoruz.
Anadolu ve Hürriyet gazetelerinde biz masonluğu daha birçok noktalardan itham ettik. Bu arada askerlerimize de masonluk propagandası yapıldığını söyledik.
Bir jandarma yüzbaşısının memleket ve millet için tehlikeli fikirlerini haber verdik. Uzağa gitmeye ne hacet, Operatör Kemal Bey -ki bugün mason başıdır- bundan birkaç sene evvel orduya mensup bir kaymakamdı. Acaba masonluk propagandasını orduda yapmadı mı? Buna kim razı olur? Bütün bunlara sövmekle değil, makul cevaplarla mukabele istiyoruz.
İngiliz memuru "Casus Lawrence", İngiliz adamı "Ağahan" ve istiklal muharebeleri sırasında bu memleketin en büyük adamına suikast için Ankara'ya gelen ve asılan Hintli "Mustafa Sagir" birer masondu. Bunları arasına alan masonluğa Türk milliyetçiliği mi diyeceğiz? Yüzelliliklerin içinde de masonlar var. Bunlar da -bizim Operatör'ün ifadesini kullanarak söylüyorum- "masonluk camiası" efradıdır. Türk milliyetçiliğini bunlarla beraber mi yapacağız?..
Bizdeki mason şefleri masonluğa milliyetçiliktir, diyorlar!!.. Bunu yeni duydum. Yeni bir icat karşısındayız. Yahudiyi, Müslümanı, Türkü, Arabi, Acemi, Amerikalıyı, İsviçreliyi, Almanı kardeş ve bir sayan ve onlara Türk kadar inanan ve onları Türk kadar seven sakat esasları bir tarafa bıraksınlar, yalnız Türklüğü düşünen Türk milliyetçisi olarak ortaya çıksınlar, anlaşalım.
Bunu yapamazlar. Çünkü masondurlar, beynelmileliyetçidirler. Çünkü masonluk Türk milliyetçiliği değildir. İstenildiği kadar masonluk milliyetçiliktir denilsin. Boştur. Bu, tıpkı Hıristiyanlık Müslümanlıktır demek gibi gülünç bir şeydir. Saklanmaya lüzum yok.
Bu asırda zaten bu mümkün değildir. Klasik kitaplar bile —Ansiklopedi, iki ciltlik Larousse- herkese kâfi malumat veriyor. Biz deki mason başıların iddiası gibi, içinde kırk dil söylenen, başka başka kırk gaye takip edilen, Babil Kulesi’ne benzeyen teşekküle, yani masonluğa milliyetçiliktir denemez. Buna çocuklar bile gülerler. Bunlara cevap istiyoruz; sövüşme değil.
Yok, bizdeki masonlar, biz milliyetçiyiz, dediklerine göre, masonluk perdesi arkasında milliyetçilik yapmak istiyorlar ve birbirlerini atlatmaya çalışıyorlarsa bunu da açıkça bilelim ve bu işlere bir atlatma oyunudur diyelim geçelim!..
Eğer bizimkilere göre masonluktan murat Türkü yükseltmek ise, eğer dedikleri gibi bu, milliyetçilik ise, bu gayelere samimiyetle giden Halk Fırkası'na katılsınlar. Bir ikilik gibi karşımızda durmasınlar. Yahut muhalif siyasi fırka olarak açıkça çalışsınlar. Türk Ocakları hakiki milliyetçi oldukları halde ikilik olmasın diye yerlerini Fırkaya bıraktılar. Masonluk neden hâlâ ayrı bir teşekkül olarak duruyor? Tekkeler çok doğru ve çok isabetli olarak kapatıldı. Saniazam propagandasını yapan mason tekkesinin imtiyazı nedir ki hâlâ duruyor?
Mason şefine "Türkiye Meşrıkıazamı" namını vermek de gülünçtür. Türkiye’nin en büyük adamı baş mason mudur? Masonlar, Türk milletinin rızası olmaksızın bu namı ona nasıl veriyorlar? Bunlar çocukça, gülünç şeylerdir. Ben böyle kendi kendine gelin güvey olup da birtakım unvanlar takınanların zihniyetini anlamam. Onun olsa olsa kendisine baş mason demek hakkı olabilir. Türkiye üzerinde tasarruf iddia edebilecek isimler taşımaya milletin rızası olmadıkça kimsenin hakkı ve salahiyeti yoktur.
"Milletimden Başka Kimseye Verecek Hesabım Yoktur. Allah'a Bir Kuru Can Borcum Var!.."
Hakikaten tuhaf oluyor. Kendi kendilerine, bellerine birtakım kılıçlar takınarak kimisi üstadı azam, kimisi meşnkıazam diye ortaya çıkıyorlar. Hem kılıç büyüklüğündeki bıçaklar da yasak silahlardandır. Bunu kanuna muhalif olarak ne hakla taşıyorlar?
Süs için diyeceksiniz. Kanunla latife olmaz. Mesela: Başyazarınız Reşat Bey kendini durup durduğu yerde müşir, ferik, liva ilan edebilir mi? İşte bu da o türden bir şeydir.
Baş masonun, operatör Kemal Bey'in beyanatına bakılırsa, masonluk beni tanır ve bilirmiş. Pekâlâ, bundan ne çıkar? Ne demek istiyor? Şahsımla mı uğraşmak sevdasındadır. Bundan korkacak cibilliyette bir adam değilim. Söyleyeceği varsa açık söylesin. Milletimden başka kimseye verecek hesabım yoktur. Allah'a bir kuru can borcum var. İşte o kadar.
Masonbaşı Kemal Bey; "Mahmut Esat'ı biz tanırız" diyor. Sonra, bu fikrine bir şey ilave etmiyor. Eğer bildiklerini alenen söyleyemezse kendisini dürüst bir adam olarak tanımamakta haklı olurum. Ben, operatör Kemal Bey'le bütün hayatımda ancak iki üç defa, o da ayakta, gayet kısa bir zaman görüştüm. Yalnız bir defa -hatırımda kaldığına göre Aydın şimendiferinde- bir saat kadar dereden tepeden konuştum. Mason olduğunu bile bilmiyordum. Geçen sene öğrendim.
Ne söylemek istiyorsa açık söylesin. Yermeye ve arkadan konuşmaya tenezzül etmesin. Bir rivayete göre benim mason düşmanı olmaklığım güya mason locasına müracaat etmişim de kabul edilmemişim, ondan ileri geliyormuş. Böyle bir şey aklımdan bile geçmedi. Mason olmayı düşünmek şöyle dursun, onu öğrendiğim günden beri milletimin büyük menfaatları namına masonluğa düşman oldum ve tek başıma olsa da ona düşman kalacağım. Bakınız. Ben, ne kadar açık söylüyorum; masonluk da bunun yarısı kadar açık olsa ya...
Muhterem Servet Yesari Beyefendi, masonluk gizli bir teşekkül değildir, diyor. Masonluk düne kadar gizli idi. Milletin kanununa bunun hesabı verilmeyecek midir? Bugün de gizlidir. Adı hükümete "Türk Yükselme Cemiyeti" olarak verilmiştir. Hürriyet gazetesine (7-8 Ekim, 293-294) geçenki beyanatımda da söylediğim üzere, bu isim altında masonluğun asıl mahiyeti saklanmak istenmiştir. Tıpkı Yahudi "Beneberit" cemiyetinin kendisine milliyetçi Türk fırkası demesi gibi!!.. Böyle şey olur mu? Masonluğa milliyetçiliktir diyenler evvela bunun prensipleri hakkında ortaya attığımız sorulara cevap versinler. Bizdeki masonluğun yaptığı gibi, bir cemiyetin hakiki mahiyetini saklamayacak isimlerle hükümete müracaat dahi kanunen mesuliyeti icap ettirir. Muhterem Servet Yesari Beyefendi’nin masonluk hakkındaki fikirlerine gelince: Bunlar iyi niyetle fakat uluorta söylenmiş şeylerdir. Kendisinden bir ricamız var: Anadolu gazetesinde, Hürriyet gazetesinde günlerden beri çıkan sorularımıza cevap versinler. O vakit hem kendileri yorulmaz, hem bizi yormazlar, hem de kamuoyunu.
Servet Yaseri Beyefendi en milliyetçi olan İngiliz milletinin bile mason olduğunu söylüyor. Çok doğru. Çünkü İngiliz milleti -geçenki beyanatımda da ısrarla söylediğim üzere— masonluğu, istilacılığa bir vasıta olarak kullanıyor. Onu istismar ediyor. İngiliz masonluğu ile kardeş olan Türk masonluğu nasıl bir tehlike karşısında bulunduğunu bununla pek iyi anlayabilir sanırım. Hem anlamadığım bir yön daha var: Türk zabıtası her cemiyete yapabileceği gibi niçin mason localarını sıkı bir kontrol altında bulundurmuyor?
Baş mason, nutkunda beynelmilelciliğin, yani Türk olanı da, olmayanı da kardeş saymanın masonluğun gayesi olduğunu bağıra bağıra söylerken ve ayrı bir "masonluk camiasından sesi çıktığı kadar bahsederken masonluğun milliyetçilik olduğunu kime kabul ettirebilir? Milliyetçilik kendi milletini düşünmek, yalnız onu yaşamaktır. Bunun ikisi nasıl birbirinin aynı olabilir? Cevap isteriz, cevap. Sövme ve sövüşme değil.
Baş masona ve masonluğa göre vekil olarak üstlendiğim vazifeleri yerine getirmekte aciz göstermişim. Ben, yedi sene fasılasız Türk milletinin adliye vekilliğini yaptım. Bir buçuk sene de İktisat Vekâleti'nde çalıştım. Baş mason ve masonluk kim oluyor ki, hakkımda hüküm veriyor. Ben, bir şey yapmış olmak iddiasında değilim ve bir şey de yapmadım. Fakat bu yolda karar verecek olan, Rumu, Ermeniyi, Fransızı, Arabi, Acemi, Yahudiyi kendisinden sayan masonluk değil, Türk milletidir. Baş masonun bu görüşüne, şahsımı müdafaa için değil, milletimin hukukuna vaki korkusuzca tecavüze karşılık vermek için cevap veriyorum. Benim şahsımın ehemmiyeti yok.
Sorularıma cevap versinler.
"Ben Masonluğun Prensiplerine de, Tatbikatına da, Tecelliyatına da Türk Olarak Düşmanım..."
Bir gazeteye göre, ceza kanununun müzakeresi sırasında güya elimden gelse masonlan asarım, demişim. Bunlar doğru değildir. Yalnız Lozan Antlaşması'nın müzakeresi sırasında Türk olmayan, fakat Türkiyeli bir büyük rütbeli ve nüfuzlu mason tanırım ki, bu memlekette kapitülasyonların kalması için propaganda yapmıştır. Bunun gibilere hakikaten salahiyetim olsa cezalarını çektirmekte biran bile tereddüt etmem. Bir tanesi için değil, hatta bin tanesi için bile tereddüt etmem.
Ben, masonluğun prensiplerine de, tatbikatına da, tecelliyatına da Türk olarak düşmanım. Prensipleri, biraz evvel ileri sürdüğüm sebeplerden dolayı kapkara bir düşmanlıkla, bir taassupla milliyet düşmanlığıdır. Tatbikatı ve tecelliyatı, yine biraz evvel verdiğim misallerden, Anadolu gazetesinde yayımladığım makaleden anlaşıldığı üzere, bundan fenadır. Kapkara mutaassıp prensiplere karşı mutaassıp bir milliyetçi olarak yürümekle iftihar ederim. Bu mücadelede bir gün takatim kalmazsa elbet beni takip edecekler bulunacaktır.
Beni, şahıslara hücum etmekle itham etmek istiyorlar. Masonluğa girmiş olan Türk gençleri milliyetsiz değildir, diyorlar. Ben bütün yazılarımda ve beyanatımda böyle bir şey iddia etmedim. Böyle bir şeyi ağzıma bile almadım. Masonluğun maksadını anlıyorum. Fakat beni Türk gençliğinden ve Türklükten hiçbir gün ayrı düşüremeyecek. İstediği kadar iftirada bulunsun ve yalan söylesin. Zaten oraya girmiş olan Türklerin masonluktan ayrılma günü uzak değildir. Yeter ki sorduğum sorulara masonluk açık cevap verebilsin. Verebilir mi? O kadar veremezler ki, masonluğa mensup gazeteler beyanatımı bile milletten saklamaktadırlar. Onu tahrif ediyorlar.
Hürriyet gazetesinde "M.C." imzalı bir yazı gördüm. Masonluğu müdafaa etmek isteyen bu zatın kanaatinin zayıflığına bakınız ki, imzasını bile saklamış. Düşündüm: Bu imza ne olabilir, dedim. Olsa olsa mason cemiyetidir, dedim. İmzasız yazılara cevap vermek âdetim olmamakla beraber, eğer bunu yazan hakikaten mason cemiyeti ise şu kadarcık bir şey söylemek isterim:
Bu yazılara göre benim aleyhtarlarım varmış. Bunu da yeni öğrendim. Olabilir ya, insanız. Dostumuz da, düşmanımız da bulunabilir. Amma ben kimseye düşman ve aleyhtar değilim. Memleketimin ve milletimin dostuyum. Onun menfaatlarım müdafaa ederken bazılarını gücendirmiş olabilirim. Fakat bunların masonlar arasında olduğunu bilmiyorum. Bilakis orada şahsı çok sevgili arkadaşlarım vardır. Ben masonluğa prensipleri, tatbikatı ve tecelliyatı itibariyle düşmanım. Buna dair cevap bekliyorum.
Özetle, masonluk, tatbikatta Siyonist Yahudilerin bir tuzağı ve aletidir. Milletlerin kanını bu iğneli beşikten akıtmak ve emmek istiyorlar. Türk milleti bu tuzağa düşürülemeyecektir. Büyük mağlubiyetin acılarını milletinde ve kendi nefsinde tatmış olan General Ludendorffun son çıkan Yeni Cihan Harbi adındaki eserini şüphesi olanlar okuyabilirler.
Söylenecek daha çok şeyler var. Sorularımın cevabını almadan şimdilik bu kadarla yetiniyorum.
Masonluk Meselesi - 2
Görüntüleme: 180