Türkiye ‘de Atatürk ‘ün ölümü ile birlikte, 1938 ‘de yer altından çıkmaya başlayan, 1946 ve 1950 dönemlerinde hızla örgütlenen ve taşınmazlarını geri alan masonlar, Osmanlı dönemindeki niteliklerine geri döndüler. 27 Mayıs 1960 ve 12 Eylül 1980 Amerikancı askeri darbe dönemlerinde, masonlar ve azınlıklar özel destek gördüler ve işbirliği içinde devlet olanaklarından yararlandılar, güçlendiler. 1965 mason bölünmesinde de gerçekte Amerikan Masonluğu, ABD New York Büyük Locası ve ABD Columbia Bölgesi Büyük Locası denetim ve güdümüne girdiler. 1865 ABD CIA operasyonunda, Yüksek Şûra yeniden yapılandırıldı ve tamamen dünya Yüksek Şûraları merkezi ve patronu olan ABD Güney Yetki Alanına bütünüyle bağlandılar. Ne yazık ki, HKEMBL ve ÖMBL, Osmanlı Sömürge Masonluğu geleneğine bağlı olarak İngilizce, Fransızca, Almanca dilleri ile birlikte Rumca yapan localar kurdular; Yahudi/Sabetaycı, Rum, Ermeni masonlar locaları siyasi amaçları için bir toplanma, örgütlenme merkezi olarak kullanmaya başladılar.
Türkiye ‘de Rumlar, kendi dillerine ve inançlarına göre localara isim koyup, yalnızca Rumları locaya almaktalar. Türkiye ‘de Rum kökenli Türk vatandaşı sayısı çok az olmasına karşın (2500 kişi civarında oldukları söyleniyor), mason localarında bu serbestliği kullanırlarken, Yunanistan ‘da nüfus olarak önemli sayıda olan Türkleri Türk olarak bile kabul etmez; Yunan Müslüman saymaktalar. Ana dilleri Türkçe olan Türk cemaati elbette mason localarında da yoktur, olsa bile asla Türkçe toplanan müstakil bir loca kurmalarına izin verilmez.
Türkiye ‘de HKEMBL ve ÖMBL masonları, “milliyiz” derler ama Yunanlı mason kardeşlerine bakıp sözlerinden utanırlar mı acaba? Sanmam.
Osmanlı İmparatorluğundan bu yana Rum mason damarını görmek için Yorgi Mavromati ( D. 1899, İstanbul ) mason süreci iyi bir örnektir;
1925, Aydın Locasında eriştirme ve kalfa, 1926 Usta (Üstat).
1949, Uyandırma Kardeşlik locası,
1953, Hakikat Locası kurucu
1961, Hulûs Locası kurucu.
Türkiye Cumhuriyeti içinde faaliyette bulunan mason locaları, eğer Türkiye ‘ye bağlı iseler; Türkiye’yi bölmek, parçalamak; Yunanistan ve Ermenistan devletlerinin çıkarlarına hizmet etmek amaçları olmaması gerekir. Rum vatandaşlarımızın katıldığı bu localarda Rumca konuşulması, bu yurttaşlarımızın yalnızca ana dillerini konuşma isteklerinden gelmesi gerekir, değil mi? Oysa gerçek öyle değil.